Günümüzün en büyük sorunu geçim derdi olmuş durumda. Toplumun büyük kısmı bu sorunla baş etmeye çalışırken zamlar, giderler, talepler ile gelir aynı oranda artmıyor malesef. Ee, bu durumda psikolojik olarak tükenmişliğe sebep olabilmekte.
Normalde bireyin ailesi ve çevresindekileriyle kurduğu iletişimde ve diğer aktivitelerden zamanla keyif almaması , iş hayatında bir tür stres olarak karşımıza çıkarak, kişinin başarı duygusunu kaybetmesi, süreç içerisinde kişinin kimliğini kaybettiğine dair bir inanç geliştimesi şeklinde karakterize edilen ‘Tükenmişlik Sendromu’ orta yaşlılarda olduğu gibi gençlerde de yoğun bir şekilde görülmektedir. Özellikle iş bulamayan yeni mezunlar, özel sektörde çalışan bir çok kişi ve emekliler bu durumdan muzdarip. Sıkça sokak röportajlarında insanların simit alacak paramız yok, bu ayda makarna yeriz gibi söylemleri ile karşılaşıyoruz. Çoğu zaman çoğcuğuna çikolata alamayan bir babanın mutsuzluğunun dışa vuyrumunu agresyon olarak görüyoruz. Sokaklarda ‘Neden yan baktın?’ kavgaları artıyor, trafikte 1 dakika fazla bekleyince sopalar konuşmaya başlıyor.
İyi de neden bu 3. dünya ülkesi tavırları içerisindeyiz? Çünkü insanlar aç! Eve ekmek götürme telaşına kapılırken insanların hayattan beklentileri kalmıyor artık. Gün geçtikçe başarısızlık, hazımsızlık yapıyor! İnsanın insana tahamülü kalmamaya başlıyor. Hedefleri, hayalleri, beklentileri ortadan kayboldukça toplum birbirine olan bağlarını kaybediyor. Saygı ve sevgi ortadan kalkıyor yerini sadece kin dolduruyor. Son yüzyılda kadın cinayetlerinin, intihar cinayetleri (İntihar edecek olan kişinin önce ailesini öldürmesi sonra intihar eylemini gerçekleşrirmesidir.), mal davaları, şiddet suçları giderek artmakta. Kısacası, ekonomik seviye ile psikolojik sağlık aynı doğrultuda hareket etmektedir. Yani, ekonomik seviye düştükçe toplumun psikolojik sağlığı bozulmaya başlar. Psikolojik olarak sağlıklı olmayan bireylerin olduğu toplum il normları bozulmaya başlıyor.
Tüm bunlara rağmen yaşamak ve bir amaç edinebilmek size yaşam enerjinizi geri getirecektir. Belki maddi olmasada manevi tamininizi artıracak 10 öneri:
1-Haftalarınızı ve aylarınızı planlayın! Planlı bir yaşam sizi dingilleştirecektir.
2-Hedefler belirleyin! Aldığınız her yeni karar sizi manevi olarak güçlendireçtir. Başarmak için ilk adım istemektir!
3-Nefes al! İş ve ev yaşantınızda bir çok krizle burun buruna geldiğiniz olmuştur. İşte tam da bu anlarda durup yaklaşık 10 saniye içinizden sayın ve derin bir nefes alın! Nefesinizi verirkende sanki serin bir suda ferahlıyormuşsunuz gibi tüm bedeninizde aldığınız nefesin gücüne ve verdiğiniz nefesin yaşamdaki bağlantısına odaklanın. Şimdi tüm hücreleriniz kullandığı oksijenin kıymetini anlayacak.
4- Kişisel gelişiminizi destekleyin! Zeka bizim en büyük rehberimizdir. Akılcı düşüncelere önem vermeliyiz, yolumuzu aydınlatan rehber düşüncelerimiz olmalı. Ancak unutmamam gerek bir nokta var o da zekanın tek bir türü olmadığıdır. Sözel, mantıksal, görsel, müzikal, bedensel,doğasal, sosyal ve içsel zeka olmak üzere bir çok zeka türü vardır. Kendinizi geliştirirken hangi zeka türüne sahip olduğunuzu iyi tesbit edin ve çok yönlü bir gelişim için kendinizi destekleyin.
5- Sosyal bağlarını güçlendir! Sevdiklerinle vakit geçirmek psikolojik açıdan senin daha pozitif bir birey olmanı sağlayacak. Aynı zamanda da yeni insanlarla tanışıp farklı deneyimler elde etmelisin Ne demişler her insan farklı bir dünyadır, tanıştığın yeni insanlar sana farklı bir bakış açısı kazandıracaktır. Unutma sosyal destek ağını ne kadar genişletirsen psikolojik dayanıklılığın o kadar artacaktır.
6- Yeni bir hobi edin! Kendini ifade edebileceğin bir uğraş bul. Resim yaparak duygularını bir tuvalde sanat eserine çevirebilirisin, ya da bir yeteneğini keşfederek enstrüman çalmaya başlayabişlirsin. Aslında yeni bir hobi edinmek yerine sadece rafa kaldırdığın bir hobine zaman yaratarak da bunu sağlayabilirsin. Örneğin sağlıklı bir yaşam için spor yapmak ya da içinden geçenleri kelimelerin büyüsüne bırakıp satırlara dökebilirsin. Bunlar gibi aktiviteler, ruh halini iyileştirmene yardımcı olabilir.
7- Doğayla iç içe ol! Hayatın koşuşturmacasında kaybolup gittin… Neden yaşıyoruz, neye hizmet ediyoruz, kim için güne uyanıyorsuyn unuttun. Belkide en saf haliyle kendine değer vermeyi unuttun. Sana kendini hatırlatacak bir fırsat şehir hayatının kaosundan sıyrılarak doğada zaman geçir. Böylelikle zihnini arındırır ve stres seviyeni düşürebilirsin.
8- Dijital detoks yaparak zihnine mola ver! Sürekli olarak değişen gündemi takip etmek, saniyeler içerinde yüzlerce kareye maruz kaldığın sosyal medya kargaşası, önemli veya önemsiz bilgi bombardımanına maruz kalan zihnin seni farkında olmadan strese sokabilir. Arada bir teknolojiden uzaklaşarak zihnini sakinleştirmelisin.
9- Gönüllü çalışmalara katıl! Belki bir huzur evine belkide bir yetimhane ziyaretinde bulunmak seni, yaşadığın hayatı anlamlandırman için çok kıymetli. Toplum için faydalı bir iş yapmak kişisel olarak kendini önemli hissetmeni sağlayacak. Önemli bir iş yaptığında gelen o içsel huzur manevi olarak seni tatmin edecektir.
10- Küçük mutlulukları fark et! Güneş senin içindoğuyor ve aynı güneiş senin yeni bir hikaye yazman için batıyor. Kendini önemsiz hissedersen güneşin doğuşundaki o huzuru görmen imkansızlaşır. Gözlerini aç ve etrafına bak! Seni mutlu eden küçük anları fark etmeye çalış.Yeni bir güne uyandığında, sağlıklı olduğunu hatırladığında, bir gülümsemede, güzel bir şarkıyı duyduğunda, sana sunulan sıcak bir çayda sevgiyi, mutluluğu görmeye çalış..
Mutluluk, hayatın içerisinde farketmediğimiz nice güzellikleri yanımızdan akıp götürürken onları fark edip yakalamaktır..
Unutmayın fırsatları fark edip değerlendirebilenlere mutluluk haz verir ancak başkasındakileri fark edip kendi mutluluğunu yakalamak için gözünü açmayanlar ise hep bedbahhtır…

