Maslow Bize Yalan mı Söyledi?

Motivasyon denilince hepimizin adını en çok bildiğimiz şu meşhur Maslow Piramidi gelir. Maslow, ailesi Rusya’dan Amerika’ya göç eden eğitimsiz bir ailenin mutsuz çocuğudur. Çocukluğunun yalnızlık ve depresyon içinde geçtiği söylenir. Hatta yaşadıklarının etkisiyle sesini duyurmak için bu teoriyi geliştirdiği de söylenir. Teoride, insanın dışsal faktörlerden çok kendi içsel ihtiyaçlarının onu motive ettiği tespit edilmiştir; bu teoriye göre ödül ve ceza motivasyon için etkili değildir. Tamamlanmamış her ihtiyaç birey için motivasyon kaynağıdır; yani birey elde edemediği neyse onu ister.

 

Bir İhtiyaç Bitmeden Diğeri Başlamaz mı?

Maslow’a göre alt basamaktaki bir ihtiyaç tatmin edilmeden bir üsttekine geçmek zordur. Teorik olarak doğru olsa da, insan ruhu bazen bu hiyerarşiyi ters yüz eder. Tarih, en temel fiziksel ihtiyaçları karşılanmadığı halde “kendini gerçekleştirme” zirvesinde yaşayan dâhilerle doludur. Van Gogh, yoksulluk ve açlık içindeyken sanatı aracılığıyla ruhsal bir doyum yaşıyordu. Ve bu bir “yalan” değil, Maslow’un teorisinin her insanda aynı sırayla işlemediğinin bir kanıtıdır. Motivasyon bazen karın doyduktan sonra gelen bir ödül değil; imkansızlıklar içinde tutunacak bir dal, bir varoluş çabasıdır.

 Asansörle Çıkılan Basamaklar ve Ego Zehirlenmesi

Piramidin dördüncü basamağı olan “saygınlık ve başarı”, günümüzdeki en büyük illüzyonlardan biri. Ve Ahmet Haşim’in dediği gibi:“Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden…” Şimdi etrafınıza bir bakın; sosyal statüsüne veya parasına güvenip basamakları üçer beşer atlayan ne çok insan var! Merdivenleri koşa koşa, basamakların hakkını vermeden, başkalarının sırtına basarak çıkanlar… Zirveye vardıklarında yaşadıkları o “ego zehirlenmesi”, aslında temeli olmayan bir binanın en üst katında oturmaya benzer. Başarı elden gittiğinde piramidin en altına düşmek çok daha acıdır; çünkü o basamaklar emekle değil, “asansörle” çıkılmıştır.

 Maslow’un Alt Basamaklarında Motivasyon Nutukları

İş dünyasında dillerden düşmeyen, her toplantının ana başlığı olan o kelime: Motivasyonuzu düşürmeyin, motivasyonunuzu yüksek tutun!.. Sizlere Ferhat gibi dağları delmenizi söylerlerken çoğu zaman Maslow’un alt basamaklarını birer “araç” gibi kullanırlar. Başkasının size vereceği yakıtla ancak bir sonraki istasyona kadar gidersiniz. Gerçek motivasyon, dışarıdan üflenen bir rüzgâr değil, içeride yanan bir ateştir.

  Anlam Arayışı ve Dr. Viktor Emil Frankl

Maslow bize neye ihtiyacımız olduğunu söylerken, Logoterapi’nin kurucusu Dr. Viktor Emil Frankl bize neden ve nasıl dayanmamız gerektiğini söyler. İkinci Dünya Savaşı’nda Auschwitz’de toplama kampında her şeyini kaybeden Frankl, o çaresizliğin içinde yaşamı sürdürmeye değer kılan şeyi “Anlam Arayışı” olarak tanımlar.

Frankl’a göre anlam üç yolla bulunur:

  1. Bir eser yaratarak veya bir iş yaparak.
  2. Bir şey yaşayarak veya bir insanla (sevgiyle) etkileşerek.
  3. Kaçınılmaz acıya karşı onurlu bir tavır geliştirerek.

Sonuç: İki Anlamda da Uyanık Olmak

Gerek iş gerek özel hayatınızda motivasyonun kaynağı aslında cebinizde. Ancak şunu asla unutmamalıyız: Dr. Frankl’ın dediği gibi, iki anlamda uyanık olmalıyız.

  • Auschwitz’den bu yana insanın (hemcinsine) ne yapabileceğini biliyoruz.
  • Hiroşima’dan bu yana ise neyin (insanlığın) tehlikede olduğunu biliyoruz.

Basamakları tırmanırken kimin elini tuttuğunuza ve o zirveye vardığınızda “kim” olduğunuza dikkat edin. Unutmayın ki; motivasyonun asıl kaynağı unvanların ışıltısında değil, kendi anlam arayışınızın derinliğindedir. O merdivenleri çıkarken ruhunuzu geride bırakmayın; çünkü anlamdan yoksun bir zirve, sadece çok yükseklerde yaşanan soğuk bir yalnızlıktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir