Yarım Bilginin Tam Özgüveni: Cehl-i Mürekkep Çağı

Psikolog Justin Kruger ve meslektaşı David Dunning, 90’lı yıllarda insanların neden kendilerini abarttığı sorusuna cevap aramışlardır. Cahil ve niteliksiz insanların, kendilerinden daha bilgili ve nitelikli insanlardan daha çok kendilerine güvendiklerini, “Dunning-Kruger Sendromu” adı verilen teoriyle ortaya koymuşlardır.Üniversite öğrencileri arasında yapılan araştırmada, sınav sorularının yüzde 10’una bile cevap veremeyen öğrencilerin kendine güvenlerinin son derece yüksek olduğu; sınıfın en başarılı ve yüzde 90’ın üzerinde doğru cevap veren öğrencilerin ise en alçakgönüllü denekler olduğu görülmüştür.

Bu teoriye göre;

  • Niteliksiz insanlar, hangi ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
  • Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedirler.
  • Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
  • Eğer nitelikleri belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

 Tanıdık geliyor mu?

Bu teoriyi anlamak için uzağa gitmeye gerek yok. İş yerinize, okulunuza, sosyal çevrenize ve ekranlarınıza şöyle bir bakmanız yeter. İsimler değişiyor, cehl-i mürekkep değişmiyor! Teoriyi geliştirenleri bilmeyen ama teorinin canlı örneği olmayı başaran o kadar çok insan var ki, neredeyse bu “özgüven bayiliğini” almak için birbirlerini ezecekler.

Şimdi bu tanıdık tiplere bir göz gezdirelim:

  • Kraldan çok kralcılar
  • Sürekli “ben bilirim” diyenler
  • “Sen bilmiyorsun, bunlar çok derin konu”cular
  • Hap bilgi peşindekiler
  • Kibri ile bilgisi arasında ters orantı olanlar
  • “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”cular
  • Sözde hayat üniversitesi mezunları
  • Sürekli kendini pazarlama ve gösterme çabasında olanlar
  • Yapay zeka alimleri
  • “Kanalıma abone olun”cular
  • Liyakatle değil, nepotizmle gelenler

Ve işte buldunuz: Aramızdalar!

Çağın Karakter Sorunu: Biraz Onay, Bolca Alkış

Bugün mesele artık yalnızca bireysel bir zafiyet değil; neredeyse çağın karakter sorunlarından biri hâline geldi.

Üç cümlelik hazır cevabı analiz, dört paragraflık çıktıyı emek, derlemeyi de derinlik zannedenlerle işimiz daha da zor. Hele bir de buna biraz görünürlük, biraz onay ve bolca alkış eklenmişse, ortaya baş edilmesi zor bir özgüven türü çıkıyor.

Ayrıca sosyal medya ile birlikte her alan, kendi “mikro uzmanlarını” üretmeye başladı. “Kanalıma hoş geldiniz, abone olmayı unutmayın” cümlesiyle başlayan videolar, iki alıntıyla “düşünür” kesilenler, bir sertifika programıyla “uzman” ilan edilenler, hiç bilmediği bir konu hakkında yapay zekâya soru sorup aldığı cevabı kendi fikri, kendi araştırması, kendi birikimi gibi sunanlar… Ve bütün bunlar birleşince, Dunning-Kruger artık yalnızca birkaç kişinin meselesi olmaktan çıktı; görünürlüğün bilgiden, sesin derinlikten, iddianın emeğin önüne geçtiği yeni bir düzenin parçasına dönüştü.

Artık insanlar gerçekten öğrenmekten çok, öğrenmiş görünmek istiyor. Gerçekten üretmekten çok, üretmiş gibi görünmek istiyor. İş hayatında da bunun sonuçlarını sıkça görüyoruz. Yetersiz olduğu hâlde kendini çok iyi pazarlayan insanlar, çoğu zaman gerçekten çalışan, düşünen, üreten insanların önüne geçebiliyor. Hele bir de onların dilinden anlayan, aynı yüzeyselliği “vizyon” sanan yönetici ve patronlarla karşılaşırlarsa, nitelikli insanların omuzlarına basarak hızla yükselebiliyorlar.

Sürekli size de olmayan akıllarından akıl veren cehl-i mürekkeplerin bir an önce popülasyon ekolojisine uğramalarını umuyoruz. Gerçek bilgi insanın yalnızca başkalarını değil, önce kendisini tartmasını sağlar ve nerede duracağını, neyi bilmediğini, hangi konuda susması gerektiğini öğretir. Belki de bu yüzden bilgelik, çok şey söylemekte değil; ne zaman susacağını bilmektedir.

Çünkü;

“İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır”

Yunus Emre

Dr. Arzu AYDIN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir