Enerji sahnesinde son perde: ‘Küresel enerji krizi’

Başta Rusya-Ukrayna Savaşı ve pandemi olmak üzere çeşitli sebepler enerji sistemlerine son 50 yılın en zorlu dönemini yaşatıyor. Birçok sektörü yakından ve derinden etkileyen krizi aşma noktasında başta Avrupa Birliği olmak üzere ülkeler farklı yaklaşımlar uygulamaya ve tasarruf paketlerini açıklamaya başladı.

 Başta Rusya-Ukrayna Savaşı ve pandemi olmak üzere çeşitli sebepler enerji sistemlerine son 50 yılın en zorlu dönemini yaşatıyor. Covid-19 sürecinde kısıtlama ortamı küresel olarak tüm sektörlerde üretimde aksamalara ve düşüşlere zemin hazırladı. Kısıtlamalar neticesinde çalışanlar işlerine gidemedi, işyerlerinin üretim kapasitesi azaldı. Enerji talebinin 2020 yılında yüzde 4,5 oranındaki düşüşü, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük enerji krizi olarak tarih sayfalarında yerini aldı. Paris İklim Anlaşması ile sera gazı emisyonlarını düşürmeyi hedefleyen ülkeler henüz bazı tedbir ve kararlarını tam olarak uygulamaya geçiremeseler de 2020’de CO₂ emisyonları en düşük seviyeyi gördü. Kısıtlamaların sona ermesiyle üretimde toparlanma başladı ve maalesef CO₂ emisyonları 2021’de tekrar artışa geçti.

 ENERJİ ÜRETİMİNDE YAŞANAN PROBLEMLER

Enerji üretimini fosil yakıt (kömür, petrol ve doğal gaz), nükleer enerji ve yenilenebilir enerji (rüzgar, güneş, hidroelektrik ve biyoyakıt) başlıkları altında topladığımızda:

Nükleer enerji, dünya gündeminde Çernobil, Fukuşima gibi felaketlerle hatırlanması, nükleer atıkların yol açtığı tehlikeler, yüksek inşaat ve bakım maliyetleri gibi nedenlerle yatırımına sıcak bakılmayan bir üretimdir. Almanya, İspanya ve İsviçre gibi bazı ülkelerin santralleri kapatma kararları ve yeni yatırımların olmayışı santral sayılarını azaltarak üretimi düşürmüştür.

Fosil yakıtlar ise çevreye zarar vermesi ve iklim değişikliğine yol açması nedeniyle dünya gündeminde sıkça konuşulmasına rağmen oldukça yaygın kullanılmaktadır. BP Dünya Enerjisinin İstatistiksel İncelemesi 2022 raporuna göre; enerji kullanımından kaynaklanan karbondioksit emisyonları endüstriyel süreçler, patlama ve metandan (karbondioksit eşdeğeri olarak) kaynaklı olarak 2021’de yüzde 5,7 artarak 39,0 GtCO₂’e (GtCO₂: milyar ton karbondioksit) yükselirken, enerji kaynaklı karbondioksit emisyonları yüzde 5,9 artarak 33,9 GtCO₂’e yükselmiş ve 2019 seviyelerine yaklaşmıştır. Yoğun CO₂ emisyonunun iklim değişikliğini tetiklemesiyle tarımın göreceği zarar gıda tedarikini tehdit etmektedir. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Direktörü’nün açıklamalarına göre, su sorununun yanında Covid-19 ile tedarik zincirindeki bozulmalar tarımda yaşanabilecek bir krizi ve gıda darlığını işaret etmektedir. Fosil yakıtların dünyada yoğun olarak tüketilmesi bu kaynakları hızla azalmaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)verilerine göre, üretilebilir petrol rezervi 2021 yılı başında 1 trilyon 779 milyar varildir.  

Yenilenebilir enerji ise doğal kaynaklardan elde edilmekte olup sürdürülebilirliğe sahip enerjidir. Çevre dostu olmasına rağmen yatırım maliyetlerinin yüksekliği, depolama sorunları ve fosil yakıtlarla rekabet güçlüğü nedenleriyle maalesef daha az tercih edilmektedir.

Enerji sistemi sahip olduğu olumsuz koşullarını çözmeye çalışırken bu koşulların yanına eklenen pandemi şartları enerji üretim ve talebini azaltmıştır. Pandeminin kontrol altına alınışıyla yeniden canlanan iş dünyasında sektörler, üretimi artırmış ancak pandemi sürecinde işten uzaklaşan çalışanlar eski işlerine dönmediklerinden üretimde ve dağıtımda sıkıntılar baş göstermiştir. Covid-19 tedbirlerinin gevşetilmesiyle beklenenden daha fazla artan enerji talebine karşın arzın yetersiz kalması küresel piyasalarda doğal gaz ve kömür fiyatlarını yükseltmektedir. Akabinde Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlaması, özellikle Avrupa ülkelerinin Rusya’ya tepki göstermesi Rusya’nın doğal gaz tehdidini gündeme getirmiştir.

TASARRUF TEDBİRLERİ

Ülkeler, uzun dönemde tüketim konusundaki politikalarını gözden geçirerek öncelikle tasarruflu kullanımı gündeme almış görünüyorlar.

Rusya’dan gelen doğal gaz akışının kesintiye uğraması nedeniyle, önümüzdeki kış aylarının Almanya’da zorlu geçeceğini öngören yöneticiler; kalorifer ısı derecelerinin düşürülmesi, belli saatlerde sıcak suların kesilmesi, kapalı havuzların tamamen kapatılması ya da suyunun ısıtılmaması, önemli yapıların gereksiz ışıklandırılmaması ve halkın bilinçlendirmesi gibi pek çok önlemi gündemine almıştır. İtalya, kamu binalarında klimaların yazın 25 derecenin altında çalışmasını yasaklama kararı almış; İngiltere’de, enerji sağlayıcısı bir işletme, evlerde akıllı sayaç sistemini devreye alarak evlerde her yarım saatte bir ne kadar güç kullandığına ve bunun kaç paraya denk geldiğine ilişkin bilgileri kullanıcılarla paylaşılacağını duyurmuştur. Çin’de enerji talebi geçen yıl çoğu ülkenin aksine yüzde 2,1 oranında yükselerek dünyadaki en yüksek artış kaydedilmiş olup arz talep dengesizliğinden kaynaklanan enerji krizi nedeniyle, Pekin ve Şangay gibi nüfus yoğunluğu yüksek şehirlerde planlı elektrik kesintileri uygulanmaya başlanmıştır. Dünyada CO₂ emisyonları en fazla ülke olan Çin, emisyonu düşürebilmek için kömür madenlerini kapama yoluna gitmiş ancak bu kapamalar arz sıkıntısının derinleşmesine neden olmuştur. Ayrıca kömür tedarikindeki yetersizlik nedeniyle uygulanan elektrik kesintileri çeşitli sektörlerde üretimi de sekteye uğratmaktadır. Çin’de üretim yapan küresel işletmeler de elektrik tasarruf tedbirlerinden olumsuz etkilenerek üretim ve tedarik konusunda aksaklıklar yaşamaya başlamıştır.  

YÜKSEK ENERJİ FİYATLARI

Talebin arzı karşılayamaması ve tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar enerji fiyatlarını yükseltmektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başladığı tarih olan Şubat 2022’de 88,69 dolar olan Brent petrol fiyatı Rusya’dan petrol alımını durduran ülkelerden kaynaklı olarak Haziran 2022’de 120,89 dolar seviyesini görmüştür. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, Rusya’dan petrol ihracatının tamamen durması halinde günlük yaklaşık 5 milyon varil civarında petrolün daha az arz edileceği öngörülmektedir. Avrupa’da kış aylarında insanların faturalarını ödemekte zorlanabileceği konusunda çeşitli öngörüler mevcuttur. BBC’ye göre; Uluslararası Enerji Ajansı, doğal gaz tüketiminde düşüş yapılmadığı takdirde Avrupa’da kışın ciddi gaz kesintileri yapılabileceği konusunda uyarmaktadır. Enerji arzında yaşanan düşüşle hükümetler ve tüketiciler artan fiyatların getirdiği zorluklarla başa çıkmaya çalışırken enerji işletmeleri peş peşe yüksek kârlılık açıklıyorlar. İngiltere enerji işletmelerinin son dönemde olağanüstü düzeyde kâr ettiği ve bu kârın adil bir şekilde vergilendirilmesi gerektiği düşüncesiyle Mayıs ayında enerji işletmelerine yüzde 25’lik ek vergilendirme uygulamasını yürürlüğe koyacağını açıkladı.

Daha az enerji arzıyla global olarak tüm sektörlerde üretimin derinden sarsılabileceği tahmin edilmektedir. Tüm sektörlerde üretimde düşüşün getireceği istihdam problemleri, tarımda oluşabilecek sıkıntılar, taşımacılıkta ve gıda temininde yaşanabilecek problemler, ısınma sorunları, yükselen fiyatlar, ekonomik sıkıntılar ve sağlık problemleri insan hayatını oldukça güçleştirecektir. Denize atılan bir denizyıldızı misali bireysel tasarruf tedbirleri de artık göz ardı edilmemelidir. Pandemi sonrası kendine gelmeye çalışan piyasalara, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın nihayete ermesi bir miktar rahatlama sağlayabilecektir. Ülkelerin enerji krizi ile ilgili daha sert önlemlere başvurmadan yaptırımların kaldırılması ümit edilmektedir. Ayrıca yüksek kâr elde eden enerji işletmelerinin bu gücü, iklim değişikliği konusunda CO₂ emisyonlarını düşürme yönünde kullanması ve değerlendirmesi gelecek nesillere bırakılacak dünya için olumlu adımlar olacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir