‘Banı Dünyası’nda yol almak için elimizde neler var?

Artık önceden bilinen kurallar iş hayatı için yeniden gözden geçirilmek durumda. Bu kaotik ortamda büyük belirsizlik içinde, artık uzun vadeli stratejiler yerine kısa ve orta vadeye odaklanılıyor çünkü önümüzdeki altı ayda veya bir sene sonra neler olabileceğini öngörebilmek oldukça zor. Bu sebeple işletmeler yeni hizmetleri, yeni iş modellerini test ediyor ve artık BANI ortamında hiçbir şeyin uzun süre devam edemeyeceğini öğreniyoruz.

Strong Bosses Dergisi’nin bir önceki sayısında sizlere, 2000’li yıllardan bu yana yıldan yıla giderek daha fazla belirsiz, karmaşık ve muğlak olan VUCA dünyasının zorluklarıyla başa çıkabilmede BANI dünyasının dinamiklerinden genel olarak bahsetmiştim.

Kısaca özetlemek gerekirse BANI: “B” (brittle-kırılgan), “A” (anxious-endişeli), “N” (non- linear-doğrusal olmayan), “I” (incomprehensible-anlaşılmaz) anlamına geliyor.

Kırılganın (brittle) değişkenin (volatile) yerini almasının ana nedenlerinden biri; esas sorunun dünyamızın hızla değişmesi değil, özellikle eğer ekosistemlerimiz esnek değilse kırılgan olacağıdır. Bu sebeple BANI dünyasını tanımlayan ilk unsur kırılgan oluşudur. Hızla değişen çevre koşulları karşısında esnekliği sağlayamayan ya da sürdüremeyen sistemler giderek kırılganlaşır ve sonuçları yıkıcı olabilir. Örneğin, makro açıdan kapitalist düzenin sürekli olarak kârlılık artışı ve verimliliği körüklemesi dünyamızda en az onlar kadar önemli olan diğer unsurların olumsuz etkilenmesine neden oldu; iklim krizi, gelir adaletsizliği gibi. Makro dünyadan işletmelere doğru inildiğinde ise yine aynı kârlılık ve verimlilik artışı hedefleri işveren ve çalışan ilişkilerinin karşılıklı güven ve güçlendirme üzerinde temellendirilmesini engelleyerek, içeride kalifiye işgücünün azalmasına neden olabildi. Diğer yandan, üst yönetimlerin işletme içindeki bu kırılgan faktörleri uzun bir süre görmezden gelmesi veya önceliklerinin kaliteli insan kaynağı olmamasının işletme iş süreçlerine getirdiği beceri ve bilgi eksikliği nedeniyle daha kırılgan hale geldi. Sistem yaklaşımı gereği, kelebek etkisi böylece kendisini gösterdi. Sistemlerimiz esasen iç içe geçmiş durumda olduğundan bir bileşende yaşanan soruna yerinde ve hızla müdahale edilmediği takdirde, sonuç çok sayıda sistemin dengesinin bozulmasına neden olabilir.

Böylece, belirsizlik (uncertainty) organik tüm unsurlarda endişeye (anxious) neden olur. Günümüzde, üzülerek görüyoruz ki çevremiz endişe seviyemizi artıracak uyaranlarla çevrilmiş durumda. Bu belirsizlikleri yaratan olay ve/veya durumlar kimi zaman çevresel felaketler, uluslararası politik ve ekonomik koşullar kimi zaman ise teknolojik gelişmeler oluyor. Yalnızca bu belirsizlik ortamını kendi ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde yaşadığımız korkunç deprem felaketi, ekonomik ve politik belirsizlikler, aylardır bitmek bilmeyen Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yansımaları ve dahasını saymak mümkün. Belirsizliğin yüksek seviyede olduğu bu düzende hiçbir aktör kendisini umutlu hissedemez ve endişe giderek artabilir. Aynı zamanda yazılı, görsel ve sosyal medya tarafından topluma yayılan haberlerin, paylaşımların varlığı da sürekli olarak yeni endişeli olma halimizi artırabiliyor.

Bu karmaşa (complexity) içinde yaşanılan süreçlerde alınan kararların sonuçlarını görmemiz iyice zorlaşıyor. Bu karmaşa içerisinde iç içe geçmiş süreç ve çoklu değişkenler söz konusu olduğunda kimi zaman büyük çabalar hiçbir etki göstermeyebilir ya da küçük yanlış kararlar büyük sıkıntılar yaratabilir hale geliyor. Buna en iyi örneklerden biri maalesef, uzun yıllardır bilinen küresel iklim krizi ve yavaş alınan önlemler ile kısıtlamaların varlığı olabilir. Sonuç olarak, doğrusal olmayan ve endişeli dünyamızdaki gelişmeler çoğumuz için anlaşılmaz olabiliyor. 

Özetle, artık önceden bilinen kurallar iş hayatı için yeniden gözden geçirilmek durumda. Bu kaotik ortamda büyük belirsizlik içinde, artık uzun vadeli stratejiler yerine kısa ve orta vadeye odaklanılıyor çünkü önümüzdeki altı ayda veya bir sene sonra neler olabileceğini öngörebilmek oldukça zor.

Bu sebeple işletmeler yeni hizmetleri, yeni iş modellerini test ediyor ve artık BANI ortamında hiçbir şeyin uzun süre devam edemeyeceğini öğreniyoruz. Cascio da BANI dünyasının bizlere sunduğu zorluklara yönelik öğrendiklerini şöyle paylaşıyor:

  • ·        Bir şey kırılgansa, kapasite ve esneklik gerektirir.
  • ·        Endişeli hissediyorsak, empati ve farkındalığa ihtiyacımız vardır.
  • ·        Bir şey doğrusal değilse, adaptasyon gerektirir.
  • ·        Bir şey anlaşılmazsa, şeffaflık ve sezgi gerektirir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Evet, iş dünyası için çizilen resim bu. Peki, sistemin en küçük parçası insana dair bu süreçle ilgili neler konuşulabilir?

Çevremizde büyük dönüşümlere şahit olduğumuz bir gerçek. Kimi zaman okuduğumuz ya da şahit olduğumuz bu gelişmeleri öğrenebilme telaşını kimi zaman da açıklayamadığımız bu değişimlerden tedirginliği yaşıyoruz. Modern insanın psikolojisini inceleyen uzmanlar, bizlere özellikle bu dönemde dengede ve sağlıklı kalabilmemiz için aşağıdaki önerileri sunuyorlar:

  • Değişiklikleri yeni fırsatlar olarak değerlendirin ve gelişiminizi geciktirmeyin.
  • Kaygı duygusu her zaman insanla birliktedir. Dayanıklılığınızı geliştirin, daha güçlü olun, başarısızlıklarınızdan öğrenme fırsatları yaratın.
  • Birdenbire büyük hedefler kurmayın. Adım adım ilerleyin ve mümkün olduğunca proaktif adımlar atın. Ulaşılabilir hedeflere doğru ve belirli bir zaman için bir plan yapın ve motivasyonunuzu koruyun.
  • Her türlü olasılığa karşı hazırlıklı olun; karar verirken esnek ve yaratıcı olun.
  • Her şey tersine dönmüş gibi görünüyorsa endişelenmeyin. Alıştığınız stratejinin yenisinden daha iyi olduğunu nereden biliyorsunuz?
  • Mükemmel zamanı beklemeyin.
  • Yeni yetkinliklerde ustalaşın.

 

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir